0 MİZAHİN RENGİ NEDİR?

/ Çarşamba, Aralık 29, 2010 /
 
MİZAHIN RENGİ NEDİR SORUMUZA HÜSEYİN ALPARSLAN'DAN NE GÜZEL BİR CEVAP...
 
 
 
Mizahın rengi yerine çizginin rengi tanımını tercih ettiğimi belirterek , renklerimi sana şöyle çaıklayabilirim.
Çizginin Rengi ;
Bir gün bir sokağa giresiniz. O sokağı bilmezsiniz , ama sizin ulaşmanız gereken bir adres vardır elinizde... Karşınıza çıkan ilk kişiye sormak yerine çoğunlukla , o sokağı ve ihtiyacınız olan adresi sorduğunuzda olumlu yanıt almayı tahmin ettiğiniz kişiyi bulursunuz genellikle.
Aldığınız yanıta hiç dikkat ettiniz mi?
Sağdaki gazeteciyi geçin ...
100 metre düz yürüyünce karşınıza bir çeşme çıkar , hemen karşısındaki il halk kütüphanesinin köşesini dönün ...
kitapçının tam karşısında !”
gülümsersiniz , teşekkür eder ve adrese doğru yollanırsınız.
Tahmin ettiğiniz gibi , o kişi okumaya oldukça meraklı biridir.Onun renkleri , harflerin yanyana diziliminden kurulmuştur. Yaşamın renklerini kitaplar üzerinden görebilmektedir.
İş çizginin rengine gelince ;
Her gün geçtiğin sokaktaki , karınca yuvalarını , cam kırıklarını , çöp bidonunu karıştıran haylaz kediyi ve göremediğim nice değerleri gösterebilmektir.

Çizginin rengi ; mavinin bir başka mavi , sarının bilmediğin yönlerini anlatabilmektir.

Çizginin rengi , akan nehrin su ve çamurdan ibaret olmadığını , onun bazen boğduğunu , bazen hayat verdiğini , bazen de serinlettiğini , çağıldayan sesi ile sakinleştirdiğini , kimi zaman hayat , kimi zaman ölüm verdiğini duyurabilmektir.

Çizginin rengi şiir gibi edebi roman gibi ruhu keyife dinginliğe yöneltmeyebilir. Kimi zaman acıtır. Çizginin rengi acıtmayı iyi bilmektir.

Çizginin rengi , benim nasıl güldüğümü nerelerde coştuğumu bilip , coşturabilmektir.

Çizginin rengi bana ; göremediğimi göstermeyi , acıtarak , güldürerek , ürküterek , umut vererek kağıda dökmeyi bilmektir.



Hüseyin Alparslan

0 Hilmi Şimşek tarafından yapılan portre karikatürüm / Me by Hilmi Şimşek

/ Salı, Aralık 28, 2010 /


Hilmi Şimşek hocam portre karikatürümü yaparak beni çok mutlu etti,ne güzel yapmış,kendimi bilmesem,bu kadar güzelim diyeceğim,ne kadar rafine ne kadar hoş bir çalışma.Ellerinize sağlık Hilmi Hocam.


The master Hilmi Şimşek has made me very happy by making the caricature of me.It is a very nice portrait cartooon.If I didn't know myself ,I would believe that I was so beautiful as he draw.It's a very refined and nice work.Thank you very much The master Himi Şimşek.

0 Irmak Ataberk'ten harika bir karikatür

/ /


Irmak Ataberk'ten çok sevimli,çok düşündürücü bir karikatür :)

A  very lovely and thought-provoking cartoon by Irmak Ataberk

6 BEN VE KARİKATÜRLERİM MİLLİYET GAZETESİNDE

/ Cumartesi, Aralık 25, 2010 /


MİLLİYET gazetesinin cuma günleri çıkan eki MİLLİYET AKADEMİ'de ben ve karikatürlerim. (Fotoğrafım istenince ben de portre karikatürlerimden birini göndermek istemiştim.Alex Gumà Bondía'nın benim için yaptığı portre karikatürümü seçmiştim bunun için(SAĞ EN ÜSTTEKİ RESİM).Alex ve karikatürle ilgili bilgi vermeme rağmen belirtilmemiş.Ben buradan belirtmek istedim. / 
                                                                   .........
I and my cartoons in a newspaper supplement.The name of the newspaper is MİLLİYET and the name of the supplement is MİLLİYET AKADEMİ.(When a photo of me was required,I wanted to send the portrait cartoon of me which is made by Alex Gumà Bondía(THE TOP RIGHT IMAGE).Although I gave information about the cartoon and Alex,it wasn't given in.I wanted to indicate.

2 Blue Jean Müzik Yarışması ve favorim Simay Canlar

/ /


Blue Jean bir  müzik yarışması düzenlemiş ,
Kategoriler pop ,hiphop ve rock,
ve rock kategorisinde benim  favorim 
SİMAY CANLAR'dan LET ME KEEP ON.
Dinleyin ve oy verin derim,
Harika bir şarkı,
Harika bir müzisyen.

http://yarisma.bluejean.com.tr/Katilanlar/Default.aspx

Nasıl oy kullanılır?
Beğendiğiniz şarkının altında "Kendi sıralamanızı belirtiniz!" yazısı var.Bu şarkının kaçıncı olmasını istiyorsanız ,o kutucuğu işaretleyin ve "Gönder" tuşuna basınız.

.........

The Blue Jean magazine has organized a music contest,
the categories are pop,hiphop and rock,
and in ROCK category my favorite is
LET ME KEEP ON by SİMAY CANLAR.
Listen and vote,
A great  song,
A great musician.

http://yarisma.bluejean.com.tr/Katilanlar/Default.aspx

How to vote?
Under the song you like there is the text "Kendi sıralamanızı belirtiniz!".Rank the songs you like by checking the boxes and push the button "Gönder".





1 Almanya'dan haberler

/ Perşembe, Aralık 23, 2010 /



Almanyalı çizer Björn Hammel Kasım ayında Bonn'da açtığı sergisinde bizlere de yer ayırarak bizi çok mutlu etti.Kendisine bu nezaketinden ötürü çok teşekkür ediyorum.Bu güzel çerçevede eseri olan sanatçılar(sırayla):Menekşe Çam,Ridha Ridha,Zed,Harm Bengen,Zenundsenf,Aslı Yücel,Erl,Felix,Ilobet,Llovy,Medi Belortaja,Çiğdem Demir ve Llumetis.


4 Aslı Yücel'den "Şimdiki Çocuklar"

/ Pazartesi, Aralık 20, 2010 /

Çizer güzellik uykusundan uyandı,
Yine harikalar yarattı.

Aslı Yücel'den harika bir karikatür.
Ben çok sevdim.

Aslı'nın ellerine,beynine,yüreğine sağlık :)

3 Bu Gece Güzel Değil...

/ Pazar, Aralık 19, 2010 /


Bu gece güzel değil,
Bir an önce sabah olsun,
Yıldızlar toplansın,
Yerlerine çiçekler gibi bulutlar açsın :)

Yasemin'e...

4 İSMAİL DOĞAN'DAN HARİKA BİR KARİKATÜR

/ Cumartesi, Aralık 18, 2010 /


İsmail Doğan Hocamızın "Karga ve Tilki" isimli bu harika karikatürü bana sürekli "yenilenen" vergileri ve halk üzerindeki etkilerini anımsattı.Her yeni vergi konulduğunda,o akşam,ana haber bültenlerinde sokak röportajları olur;halka sorarlar "Yeni vergiler hakkında ne düşünüyorsunuz?" diye.Bu soruya ,çoğunluk şu  cevabı verir:"Alıştık artık!".Evet,alıştık ve yakında hediye paketleriyle yapacağız ödemelerimizi,ağzından peynirinin alınmasını bekleyen karga gibi.


İSMAİL DOĞAN 'ın diğer eserleri için:

0 Memleketimden İnsan Manzaraları

/ Çarşamba, Aralık 01, 2010 /


Neydi o tayt öyle puan puan,
Yürüyordun kaldırımda yan yan,
Yüzün birazcık asıktı amma
Çok şekerdin hatun ablam.


0 Me by Marian Avramescu

/ Cumartesi, Kasım 27, 2010 /



Romanyalı değerli karikatürist Marian Avramescu tarafından yapılan karikatürüm.

My portrait cartoon by dear cartoonist friend from Marian Avramescu from Romania.

1 Beti Gül Umuroğlu'ndan "Mor Çatı"

/ Pazartesi, Kasım 22, 2010 /

Bihter öldü,yaşasın Fatmagül!? Güldünya ne olacak?



Beti Gül Umuroğlu'nın "Mor Çatı" isimli harika çalışması ve sorusu.Kendisine çok teşekkür ediyorum.

4 Bahçemize dikilen anıt(!)

/ Pazar, Kasım 21, 2010 /


Bu kurban bayramında kesilen bütün hayvanların anısına sitemzin bahçesine dikilen kuzu heykeli.

(Köpek heykeli hakkında yorum yapmak istemiyorum.)

0 Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslar Arası Dayanışma Günü

/ Cuma, Kasım 19, 2010 /

25 Kasımın "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslar Arası Dayanışma Günü" olarak ilan edildiğini biliyor muydunuz? Ben bilmiyordum.Fakat , karikatürist ve veteriner  Feridun Demir sayesinde öğrendim. Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslar Arası Dayanışma Günü'nün hikayesini anlatan kısa metin ve Feridun Demir'in konuyla ilgili harika karikatürü:


25 Kasım 1960'da Dominik Cumhuriyetinde,Trojillo Diktatörlüğü'ne karşı muhalif bir hareketin üyesi olan Mirabel Kardeşlerin, cezaevinde bulunan eşlerini ziyaret ettikten sonra tecavüz edilerek öldürülmelerinin ardından tüm dünyada kadına yönelik şiddete karşı kampanyalar düzenlendi. 1981 yılında Kolombiya'nın başkenti Bogota'da toplanan 1.Latin Amerika ve Karayip Kadınlar Kongresi'nde Mirabel kız kardeşlerin öldürüldüğü gün olan 25 Kasım " Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslar Arası Dayanışma Günü" olarak ilan edildi.

0 BABA BENİ ARA BUL

/ Perşembe, Kasım 18, 2010 /






Yine televizyondan,gazetelerden duyduk:bir çocuk daha kayboldu.
Adı Berat'tı.Duyanların ve görenlerin ailesine haber vermeleri istendi.
Kısa bir süre sonra Berat bulundu.Nasıl bulundu?Nerde bulundu?

NİYE YOK OLMUŞTU?

İnsanlar kayboluyor:erkekler,kadınlar ama en çok çocuklar...
Bulunuyorlar,bulunamıyorlar,peki unutuluyorlar mı?
Sen,ben,medya... bu kayıp haberi ömrünü tüketince, unutuyoruz kaybolanı ve de kaybolanı aramayı.
Fakat anneler,babalar unutmuyor,ne kayıp gideni ne de onu arayıp durmayı.

Bu karikatürü şubat 2010'da açıklanan veriler üzerine çizmiştim ve tekrar onu yayınlamayı uygun gördüm bu haber üzerine.

Türkiye'de 10 yılda kaybolan çocuk sayısı 1657 idi.Şimdi:

1658
1659
1660 
1661
1662
.
.
.
.

2 Dostlarım

/ Çarşamba, Kasım 17, 2010 /

                                                                        




 Dostlarım...
ve onlar için yaptığım çalışmalar...

My dear friends...
and the works I have done for them...

0 Dostlarım...

/ /







 Dostlarım...
ve onlar için yaptığım çalışmalar...

My dear friends...
and the works I have done for them...

0 Firuz Kutal'dan Kurban Bayramı hakkında çizgi ötesi...

/ Salı, Kasım 16, 2010 /

Firuz Kutal'dan Kurban Bayramı hakkında çizgi ötesi...


"Müslümanız biz de, artık bize kıymazsınız, değil mi?" diye duran koyunlarım bazılarını rahatsız etmiş. Bu beni üzdü, sonunda oldukça içten bir mektup yazdığını düşündüğüm A. adlı genç arkadaşa aşağıdaki cevabımı ilettim. Yazdıklarında büyük harflerle yazılmış yerlerde kızgınlık belirtiyor. Kendisinde her türlü hakkı bulurken, onun gibi de düşünülmeyebilir/yaşanmayabilir diyen birine hoşgörülü davranıp davranmayacağı konusunda emin değilim. Yine de bu yazdıklarımla, çizgimin ötesinde kendimi ifade etmeye çalışayım…

Merhaba A,

Çizgim dolayısıyla düşüncelerini paylaşmışsın, teşekkür ederim. Karşı görüşlerde olunsa da iletişim kurmak sağlıklıdır.

Bu çizgimi senin dışında bir kişi daha benzer şekilde eleştirince, dindarlık içi kalan söylemlerin konusunda ne diyeceğimi düşünmeye başladım. Kendi çapımdaki yüksek sesle düşüncelerimi şimdi seninle paylaşacağım. Bir geleneğe karşı durmanın seni heleyana getirmesinin seni ve beni aştığını düşündüğüm için de kamuoyuna mal edeceğim sonra.

Çizgimin belki rahatsız eden bir yanı var, haklısındır.

Köklü bir gelenek ve belki de değişmesi imkânsız bir tabudan söz ediyoruz. Ama her tabu gibi aslında istenirse kolayca da yıkılabilir.

Elbette her gelenek ve din olguları gibi bu kurban kesme fikri ve uygulamasının da hayatla eşleşen mutlaka İslam dini doğduğu zamanlarda çok geçerli bir meşru yanı vardı.

Seni belki şaşırtacağım, vejeteryan sayılmam, o konuda da romantik bulduğum şeyler var: ancak yasadığımız çağa damgasını vuran kırmızı et üzerinden hastalıklar da dini seçimlerden bağımsız somut gerçeklikleri de önümüze çıkıyor. Sormuşsun söyleyeyim; son yıllarda, o da özlem ve alışkanlık adına yediğim kebaplar dışında eti az yiyorum. Balık ve yeşili önemsiyorum. Zaten pahalı olduğu için de çocukluğumda da çok yenilmezdi bizde et... Deriden yapılmış ceketim var, tüketim toplumu üyesi olunca neyi nasıl yaptığımız konusunda bilinçlerimizin köreldiği de açık.

Benim koyunlar canlarını ne uğruna verdiklerini pek senin kadar anlamıyorlar, bu yüzden de belki dindar gibi davranırlarsa, takke takar, çarşafa girerlerse, basına geleceklerden kurtulur sanabiliyorlar. Böyle davranmayıp, unu yapmak yerine ertesi günü kendileri için tehlike görüp kaçmaya çalışan koyun ailesi çizgimi de ekledim bugün. Bunlarla dini seçimlere laf ettiğimi düşünüyorsan, pek doğru değil. Ben şu andaki çalışmalarımın hiçbirinde ''et yemeyin'' demedim kimseye. Yenmezse iyi olur ama benim derdim o değil. İsteyen istediği kadar yesin. Buna ben bir şey demem.
 

Ben koyunlariıa yine de sahtekarlık yapsalar bile saygı duyuyorum, çünkü nasıl baskı yapan baba karşısında yalancılığa itililirse bir çocuk, dindar olmaktan başka seçenek yokmuş gibi davranma karşısında da çeşitli seçeneklerle yaşamaya çalışmayı anlamak gerek. Ama bu onları kurbanlık koyun olmaktan kurtaracak mı bilemem. Aslında bir dünya var, kaçıp gitmek de işe yaramaz.

Derdim, kurban kesimin yapılmasından daha çok, kesim işlemlerinin toplum üzerinde gösteri ve yaptırıma dönüşmüş halidir. Kimileri bunu ''mahalle baskısı'' kavramı altında anlatmaya çalışıyor. İlle de yapılması çok önemliyse, bari gözümüzün önünde bu kesim işi abartılmadan yapılsa. Fakirlere et dağıtmanın başka yolları da bulunabilinir, kaldı ki bugün fakirlere et dağıtmanın başka anlamları da var, oy istemek gibi, kendinin zenginliğini aklamak gibi, vicdanını rahatlatmak gibi, vb. Kendisine bin alanın yarım vermesi ile dilenciye sadaka vermek arasında benzerlik var.

Türkiye'deki şiddet yanlısı olma ile genelde hayvanları sadece kesilen et olarak algılama arasında bir bağ olduğunu düşünüyorum. Türkiye toplumunun baş belası ise şiddet ve islemeyen çeşitli kurumlardan dolayı kendi işini kendin görmeyi erdem kılmiış bir şiddetle iş halleder insanlarsak çoğumuz, o halde şiddetin çeşitli kılıflarla toplumun her faaliyetine nüfus ettiğini da anlamak ve belki de umutsuz bile olsa bir şeyler yapmak gerek. Silahları yasaklayamıyor, daha çok silah satan dükkan açıyor ve gazetelerde boy boy silah reklamları yayınlıyor ve satışını yasal kılıyorsan, bari kurban ile simgelenen şiddete dair bir şey yap.

O kurbanı kesen adam, kurbanla iç içe insan, bizim ülkemizde gözü karardığında sanat merkezlerini basar, kendinde kendi gibi düşünmeyenleri yargılama ve infaz etme hakkı bulur, linç etmeyi bir vecibe sayar, kendisinden farklı olanı kâfir diye tanımlar, kılıcı olur inancının, işkenceci olur, gözü kırpmadan okula giden küçük kızların bacakları görünüyor diye, üzerine kezzap atar, hatta çekinmeden sinemalarda sıkıştırıp, yakar da. Yaver diye galeyana gelip mahalleleri basar, iş yerlerini yağma eder. Kurban içimize sinmiş bir kültürdür her an karşımıza çıkan. Sadece bir bayram nedeniyle rastladığımız bir şey değil dolayısıyla. Bu ülke sosyal ve siyasi tarihi kurban anlayışları kılıflara uydurulan cinayet girişimleri ile dolu gibime geliyor. Burada anlattığım olaylar benim bulduğum konular değil, hepsi oldu ve oluyor bu toplumda. Türkiye toplumunda biz isteyelim istemeyelim, aylardır evinde cesetlerle yaşamış, hatta kendi gibi dindar kadını bile göz kırpmadan öldürmüş Müslüman insanlar var. Ne kadar unutsak da yaşanan şeyler ortada. Sorsan kurban kesmeye alışkın olanlar yaptıklarını masum iş olarak da görebilir.

Hayvanların kesiminde son yıllarda yine de devlet eliyle bir aşama kaydedildi, ama idealden çok uzak, hala sokaklarda koşan inekler, danalar, daha doğrusu boğalar, köşelere sıkışmış koyunlar gözümüzün önünde. Beğenmeyebilirsin, ama ben de 'kurban bayramı olmasın'' diye bir temenni de bulunma hakkına sahibim. Bu bayrama benim ihtiyacım yok, senin olabilir, buna da saygı duyuyorum, ama göz alanımda yapma bu kesimleri. Kurban kesmek istiyorsan, kendi dünyanda, senin yaşamını benim gibilere dayatmadan yap, bu işi göstererek yapmamanın da bence binlerce yolu vardır. Camia değil, çağdaş insan olmayı en değer olarak önümüze koyuyorsak elbette.

Ama kurbanlar kesildikten sonra derilerini THY mi, Silahlı Kuvvetler mi, çeşitli camialar mı, Nurcu dernekler mi, Kızılay mı, vb. alacak tartışmaları bugün bu olan bitenin o kadar da masum bir inanç uygulaması olmadığını anlatmıyor mu? Bu iş bir pazar ve birileri de yardım fikri dışında kazanç elde etmiyor mu?

Eskiden erkek çocuklarını özellikle ve zorla kesim yerine götürürlerdi. Koyunun kafası kesilirken bakmak istemeyen, ama zorla baktırılan çocukların büyüyünce katı erkek olacağı inanci vardı büyük olasılıkla. Yoksa neden ağlayan çocuğa bu kanı ille de göstermek istesin babası? Belki şimdi öyle değildir. Yine de bu kesim işini ailesinin eğitimi için bir gerekçe görenlerin olduğunu biliyorum. Sonradan anladığım, içimizdeki şiddetin kaynağı işte tam da bu çeşit gelenek bağlılıklarımız. Et, met bahane.

Bazı eski inanışlarda kurban yerine genç kız ya da yeni doğmuş bebek öldürülüyordu eskiden, ama şimdi çok azaldı ya da yok oldu. Neden? Çünkü dünya ilerliyor. Her insani hareket gibi, dinler de kendini reforma sokuyor. İnanç dediğini öteki dünyada hesaplaşmayı bırakmayan dinler zamana ayak uydurmayı deniyor. Dünyayı yöneten bir İslam kültüründen bugüne gelen İslam kültürü arasında dağlar kadar fark var ve bunun nedeni de sadece Batı'nın, kapitalizmin Doğu'yu sömürmesi ile açıklanamaz bence.

Hala Afrika'daki Müslümanlığı seçmiş kavimlerde kızların klitorisini bir çeşit kurban niyetine kesen bir kültür var. O da değişiyor bugün. Çünkü iyi bir şey değil insanların sağlığı için. Ana karnındaki bebeklerin bile cinselliğinin olduğu öğrenildi artık bugün.

Seni üzdüysem kusuruma bakma. Kimsenin Kurban Bayramına dil uzatmam, kutlarım. Ama bu bayramı senin kadar içten anlamam gerekmiyor.

Dediğim gibi bu bayram hiç olmasa da olur. Çeşitli derecedeki ''önemli insanlarımızın'' bir yere geldi mi kurban kesilerek karşılandığını da hatırlarsan, bu kurban işi, et yemekten çok öte bir zihni yatırımın aracıdır.

Çizgi koyunlarım tepelerindeki bıçağı görüyor ve şöyle ya da böyle rahatsızlık ibareleri üretiyor.

İyi bayramlar.


Firuz Kutal

15.11.2010

Bu yazı izmirizmir.net'den alınmıştır.

http://www.izmirizmir.net/bilesenler/koseyazilari/yazi.php?yazi_no=1639

0 Bir Arı Karikatürü

/ Pazar, Kasım 14, 2010 /


Temmuz ayında yaptığım,siyah beyaz bir karikatürdü,
Bugün photoshopla farklı bir kimliğe büründü.

(Penguen' e de göndermiştim)

0 Sezer Odabaşıoğlu tarafından yapılan karikatürüm

/ Cuma, Kasım 12, 2010 /



Sevgili Sezer Odabaşıoğlu tarafından yapılan karikatürüm.Sezer Hocam çok teşekkür ederim bu güzel sürpriziniz için.

My cartoon by Sezer Odabaşıoğlu.Thank you very much for your very nice surprize.

5 The Organization for Intra-Cultural Development (OICD)

/ Pazartesi, Kasım 08, 2010 /


Alex Falco ve benim bir karikatürüm bu güzel organizasyonun sitesinin anasayfasında yer aldı.

My and Alex Falco's cartoons are on the homepage of this great organization's website.









0 Me by Alex Gumà Bondía

/ Cuma, Kasım 05, 2010 /


Değerli çizer arkadaşım Alex tarafından yapılan karikatürüm.Kendisine çok teşekkür ediyorum bu harika çalışması için.

My portrait cartoon by dear cartoonist friend Alex.Thank you very much for this great work.

1 "Zengin koca bulurum,gül gibi yaşarım"

/ Perşembe, Ekim 28, 2010 /

Show TV de yayınlanan "Cansu'yla Baştacı" programında çeşit çeşit gelinlikli kızlar gösterilirken Pink Floyd'tan "Another Brick In The Wall" şarkısı çalıyor.Şarkıda geçen "We don't need no education" sözleriyle "Okumama gerek yok,zengin koca bulurum,gül gibi yaşarım" mesajı mı veriliyor?







(Penguen'de Patates Baskı'ya gönderdim bunu,bakalım yayınlanacak mı? :)

2 17.RENDON ULUSLARARASI KARİKATÜR FESTİVALİ-KOLOMBİYA

/ Cumartesi, Ekim 23, 2010 /


1-Yarışma tüm dünya karikatüristlerine açık.
2-Son katılma tarihi: 30 Ekim 2010
3-Yarışmada üç adet konu var:

A) BAĞLILIK:Duygusal,ekonomik,piskolojik bağlılık ve ona ilişkin herşey.


B) KİŞİ: General Josè Marìa CÓRDOVA .
Bilgi için yarışma sitesi: http://www.cartoonrendon.com/


C) SERBEST


4-Her yarışmacı her bir konu için en fazla 3 eser ile yarışmaya katılabilir.
5-Kağıt boyu en fazla 30x40,teknik serbest.
6-Daha önce yayınlanmış ve ödül almış eserler ile de yarışmaya katılınabilir.Orjinal eserler isteniyor,fotoğraf ve de fotokopi kabul edilmiyor.
7-Katılımcılardan eserleri ile birlikte kısa biyografilerini ve bir adet fotoğraflarını göndermeleri isteniyor.
8-Herbir karikatürün arkasına yarışmacı adı,soyadı,adresi,tel no ve ülkesi yazılmalıdır.
9-Seçilen karikatüristlere yarışma kataloğu bedava olarak gönderilir
10-Jüri Kolombiyalı ve yabancı karikatüristlerden oluşmaktadır.
11-Sonuçlar aralık ayında açıklanacaktır.
12-Eserler geri gönderilmez.


ÖDÜLLER



Grand Prix Konu “BAĞLILIK” US 2.000
Prize Konu “JOSÈ MARÌA CÒRDOVA” US 500
Prize Konu SERBEST US 600
Çeşitli enstitüler tarafından verilecek özel ödüller
ADRES:
Eserler bu adrese gönderilmelidir :
17° FESTIVAL INTERNACIONAL DE CARICATURA Fernando Pica
Palacio de la Cultura / Cr 50 # 48 - 05, Rionegro Antioquia COLOMBIA
info@cartoonrendon.comEsta dirección electrónica esta protegida contra spam bots. Necesita activar JavaScript para visualizarla

Katlım formu ve daha fazla bilgi için:




2 Domatesin Fiyatı Düşmüş!

/ Cuma, Ekim 22, 2010 /



Hamdolsun,domatesin fiyatı düşmüş,
Ablalarım pazara üşüşmüş,
Gelsin domatesli yemekler,
Gitsin gıcık etiketler!!!


2 Madencilikte sonuncu sıradayız!

/ Çarşamba, Ekim 13, 2010 /


Haftalar önce gazetede okuduğum "Madencilikte sonuncu sıradayız" haberi üzerine aklıma gelmişti bu karikatür.Şili'de,aylardır toprak altında olan madenciler "kurtarılmaya" başlanınca,bu karikatürü çizmenin zamanın gelip geçmek üzere olduğunu fark ettim.

2 Evdeki eski tava bize ne söylemeye çalışıyor??? :D

/ /


Evdeki eski tava sudan oluşturduğu bu kalp ile bize ne söylemeye çalışıyor???

2 Knitting by Mustafa Saygın

/ Cumartesi, Ekim 09, 2010 /


Örgü ördük şiş ile,
Karikatür çizdik kalem ile,
Bir ters kötülere,
Bir düz iyilere,
Teşekkür ettik Mustafa Bey'e.





0 Draw me by Mustafa Saygın

/ Pazar, Ekim 03, 2010 /


Mustafa Saygın'dan harika bir çalışma ! Ustalarla bir arada ve de bir usta tarafından çizilmek büyük bir onur,Musa Saygın'a bu çalışması için çok teşekkür ederim.Bence hepimiz için büyük bir hediye :)


A great work by Mustafa Saygın ! It's a big honour for me to be drawn together with masters by a master.I thank Mustafa Saygın for this work .In my opinion ,that's a great present :)


Bu güzel çalışmada yer alan çizerler/The artists drawn by Mustafa Saygın are:

Mustafa Saygın,Oğuz Gürel, Hicabi Demirci,Hilmi Şimşek,Atilla Atala,Erdoğan Karayel,Ercan Baysal,Menekşe Çam,Saadet Demir Yalçın,Aslı Yücel,Muharrem Akten,Firuz Kutal,İsmail Doğan,Hayati Boyacıoğlu,Çiğdem Demir


Mustafa Saygın'ın diğer eserleri için:

More of Mustafa Saygın:










2 Karikatürüm Berlin metrosunda sergilenecek / My cartoon will be broadcasted in Berlin subway trains

/ Salı, Eylül 21, 2010 /



"Amy Winehouse" karikatürüm 29 eylül çarşamba günü Berlin metrosunda sergilenecek.

My "Amy Winehouse" cartoon will be broadcasted in Berlin subway trains on 29 September.

0 Batısöz Dergisi

/ Pazartesi, Eylül 20, 2010 /


12 Eylül 1980 darbesi çizilen karikatürler Batısöz dergisinin Eylül-Ekim 2010 sayısının mizah sayfasında yayınlandı.Sayfada Aşkın Ayrancıoğlu'nun,Birol Çün'ün,Çiğdem Demir'in,Mustafa Yıldız'ın ve Atilla Atala'nın çizgileri yer alıyor.




Kaynak: http://www.karikaturculerdernegi.org/detay.asp?id=8071

3 Memleketimden İnsan Manzaraları

/ Cuma, Eylül 17, 2010 /



Otobüste gördüğüm bir abla,
Abartıyorum sanma,
Ne eksik ne fazla.
Ayağında gümüş halhalla,
Baygın bakışlar atıyordu etrafa.
İndi kim bilir hangi durakta.
Günün çizgisi bu hatun abla.

0 Fotoğraf...

/ /

Gece uyumadan önce,
Odanın içinde,
Işık sayesinde ortaya çıkan
bir kare...

4 Fotoğraf...

/ Çarşamba, Eylül 15, 2010 /


CEZMİ'yle çektiğimiz bir fotoğraf...

Modelim kuzenim...

2 Memleketimden İnsan Manzaraları...

/ /

Dün yolda gördüm bu küçük hanımı,
Doğrusu pek havalıydı ,
6-7 yaşlarında,
Annesinin yanında,
Cici çantası boynunda,
Yürüyordu yoluna...

Çocuk olmak varya...

1 12 Eylül...

/ Pazar, Eylül 12, 2010 /


12 Eylül sergilerinde yer alan karikatürlerim.Bu karikatürü ve daha da güzellerini görmek ve 12 Eylül ile yüzleşmek,12 Eylülü öğrenmek için 03-15.09.2010 tarihleri arası Çağdaş Sanatlar Merkezi (Ankara) 12 Eylül Utanç Müzesi Sergisi'ne bekliyoruz.

Sergiler birçok ilde açıldı açılacak.

0 Kafamız Karışık!

/ Pazartesi, Eylül 06, 2010 /

Referanduma az kaldı.Referandumla ilgili bir sürü tartışmalar,sloganlar,eşlerini ikna edemeyenler,oylarını söyleyen ünlü kişiler,oylarını beğenmediklerine saldıranlar,boykot edenler falan filan...

Ne kadar hazırız ki?

Arşiv

Bu Blogda Ara

 
Copyright © 2011 Çiğdem Demir, All rights reserved
Design by DZignine. Powered by Blogger